Salona girdim. Herkes
ağlamaklı. Annem radyoyu kapattı.
Kış, sonbahar, belki
de yazdı. Duvardan duvara iplerde, çarşaflar, çarşaflar, çarşaflar vardı.
Boz ışıkta, sıra sıra çarşaflar bembeyazdı.
Havadaki sıkıntıyı
kokladım.
Çamaşır yıkanmıştı,
demek günlerden Pazar'dı.
Sıkıntı beni aldı,
içine sardı. Sıkıldım, sıkıldım, içim karardı.
Pencereye kaçtım
yine!
Ev kalabalıktı.
Kaçabilecek bir pencere, bir sedirin altı... Başka neresi vardı?
Küçüktüm, o zamanlar
pencereye sığardım. Perdeyi kapattım, arkada kaldım.
Sırtım camda, önümde
perde, pencerede dikildim. Aklıma gelen her şarkıyı söyledim. "Yıldızların
altında" yı bir kaç kere söyledim...
Söyledim, söyledim,
şarkılar bitti.
Oyunları söyledim.
Elim elim epenekti, elden düşen kepenekti. Oyunlar bitti.
Sayıları saydım.
Bazılarını daha çok saydım.Yirmi dokuz elli, otuzdokuz elli... Saymalar
bitti.
Uykudan önceymiş,
masal vaktiymiş.. Keloğlan varmış, cebinde kırık leblebi, elinde çatal
değnek şansını ararmış...
Masallar bitmedi,
yarım kaldı. Sırada çok önemli haberler vardı.
Cengiz Topel dedim,
Kıbrıs dedim. Hatırladıklarımı sırasıyla söyledim. Şehitmiş dedim. Savaşmış
dedim. Anlamını bilmedim.
Hava karardı. İçim
daha çok karardı. Perdeyi açtım. O günkü radyom da bu kadardı.
Kasım 2001