her şey her şeyle yazılır : uğur halıcı : 23102001  
 

 

"Üçüncü bölüm başlığı, "Keşf-ül Esrar'la demek ki, yalnızca kaybolarak Doğu'yu Batı önünde köleliğe iten esrar düşüncesinin yeniden keşfedilmesi değil, Mehdi'nin yazıları içine gizlediği bu cümlelerin bulunması da anlatılıyordu"
Kara Kitap, 1990, Orhan Pamuk

Kara Kitap yazılalı onyılı geçti, kitabın Onuncu yıl özel baskısı da Nisan 2000'de İletişim Yayınları'nda çıktı. Vaktiyle Kara Kitap yoğun tartışmalara yol açmıştı. Bu gün ise onbeş dile çevrilerek dünya yazınındaki yerini aldı.

Kitabın "Öpüş" başlıklı bölümünde bir şifre gizlenmişti ve romanın kahramanı Galip'in bunu bulması gerekiyordu. Bu bölümü Celal mi yazmıştı, Celal'i arayan Galip mi yazmıştı biraz karışık. Zaten Celal ve Galip aynı mıydı, başka mıydı? Bu da ayrı bir konu ama çok da önemli değil! Ne de olsa, hepsini aslında Orhan Pamuk yazmıştı.

Öpüş adlı bölümün her bir paragrafının ilk kelimeleri şöyle: "tam, evlenemediğimi, şöyle, vasıfsız, ihtiyar, karanlık, İstanbul'un, yıllar, eski, caddeye, ama, dışarı, yeniden, üzeri, zaten, ona, tuhaf, uzun, zorlukla, beyoğlunda, evini, şekersiz"

Akrostiş yöntemi, İlhan Selçuk'un gözaltındayken alınan yazılı ifadeleri Cumhuriyet gazetesinde bir dizi halinde yayınlandığında daha ciddi bir şekilde karşımıza çıkmıştı. Bu ifadelerde esas verilmek istenen mesajlar, cümlelerin ilk harflerine gizlenmişti. Bu yazılar konudan haberdar olmayan birisi için çok farklı şeyler söylerken keskin gözlere "Ben bu ifadeyi baskı altında yazıyorum, bunlar geçersizdir." gibi çok önemli mesajlar taşıyordu.

Bu yöntem, aslında çok eskilere dayanıyor. O kadar eskilere ki, Kitab-ı Mukaddes'te yer alan Mezmurlar kitabının 25. ve 34. bölümlerinde birbirlerini izleyen dizelerdeki ilk harfler, İbrani alfabesinin harflerini sırasıyla oluşturuyormuş. Yunanca Akros=sonda, stkhos=dize kelimelerin birleşmesinden oluşan kelime, dizelerinin ilk harfleri arka arkaya sıralandığında sözcükler oluşturacak biçimde yazılmış kısa şiir manasına geliyor. Akrostiş kelimesi ilk kez Erythrai'li Sybylla'nın yapraklara yazdığı kehanetleri tanımlamak üzere kullanılmış.Yapraklar üzerindeki bu yazılar, ilk harfleri birleştirildiğinde sözcükler oluşturacak şekilde düzenlenmiş. Helenistik dönemde Yunanlılar tarafından çok yaygın olarak kullanılan akrostişe, Emnius, Plautus gibi Latin oyun yazarlarının eserlerinde de raslanıyor. Bu yazarlar, yapıtlarının temel savını dile getiren ilk bölümünü , oyunun adını belirten bir akrostiş biçiminde yazmışlar. Daha sonraları ortaçağ keşişleri, İtalyan Rönesans dönemi şairleri akrostişe büyük önem vermiş ve kullanmışlar.

Bir yazıda, asıl mesajın akrostiş yapılarak yazıya gizlenmesi, yazıda şifreli bir mesaj olduğunu bilmeyenlerde şüphe uyandırmaması bakımından çok etkileyici ancak akrostişi yazan açısında bakıldığında ise bir o kadar zeka gerektiren, zor bir yöntem.

Eğer mesajda bir şifre olduğundan kuşkulanılması bir problem yaratmıyor, ancak gizli mesajın yetkili olmayan kişiler tarafından anlaşılmaması önem taşıyor ise, bunun için çok değişik şifreleme yöntemleri geliştirilmiş. Bu gün şifreleme ve şifre kırma üzerinde halen yoğun bir biçimde uğraşılan bir araştırma konusu. Bunlardan en basitini açıklayacak olursak, mesajdaki her bir harfin yerine önceden belirlenmiş değişik bir harf yada sembol veya sembol dizileri kullanılmasına dayanıyor. Bu yöntemde hangi harfin yerine hangi harf ya da sembol dizilerinin geçtiğini gösteren bir alfabe bulunuyor. Mesajı hazırlayan kişi bu alfabeyi kullanarak mesajı şifreliyor. Daha sonra mesajı alan kişi yine aynı alfabeyi kullanarak şifreyi çözüyor. Bilinen en eski şifre alfabeleri Sezar alfabesi olarak anılan türden. Jül Sezar tarafından gerçekten kullanıldığı için bu isimle anılan sezar alfabelerinde, yeni semboller normal alfabedeki harfler belli bir sayıda kaydırılarak elde ediliyor. Normal alfabeyi 10 kere kaydırarak elde edilen:

A ‹ Ö
B ‹ P
C ‹ R
Ç ‹ S
D ‹ Ş
E ‹ T
F ‹ U
G ‹ Ü
Ğ ‹ V
H ‹ Y
I ‹ Z
İ ‹ A
J ‹ B
K ‹ C
L ‹ Ç
M ‹ D
N ‹ E
O ‹ F
Ö ‹ G
P ‹ Ğ
R ‹ H
S ‹ I
Ş ‹ İ
T ‹ J
U ‹ K
Ü ‹ L
V ‹ M
Y ‹ N
Z ‹ O

şifre alfabesine göre şifrelenmiş bir mesajda ITOÖH dizisi SEZAR kelimesinin yerine geçiyor. Günlük hayatta telgrafla iletişimde kullanılan Morse Alfabesi, Körler için geliştirilen Braille alfabesi yine harfler yerine amacına göre başka sembol/sembol dizilerinin yerleştirilmesiyle elde edilen, ancak gizlilik kaygısı taşımayan alfabeler olarak karşımıza çıkıyor.

Eski zamanlarda gizli mesajlar yollayabilmek için çok değişik yollar denenmiş. Bunlardan oldukça garip bir tanesi, kölelerin kafasındaki saçları kazıyıp, daha sonra özel bir aletle istenen mesajı yazdıktan sonra kölenin saçlarının bu yazıyı örtecek kadar uzamasını beklemek ve köleyi mesajın iletileceği yere göndermek. Bu uygulanması bir hayli zor yöntemin yanı sıra, bir tahta üzerine gizli mesaj yazıldıktan sonra, bunun balmumu ile kaplanarak üzerine ikinci önemsiz bir mesajın yazılması gibi daha kolay uygulanabilir yollar da denenmiş.

Elizabeth dönemi yazar ve düşünürlerinden Sir Francis Bacon tarafından geliştirilen bir yöntem ise hem uygulama kolaylığı taşıması hem de gizli mesajın şüphe uyandırmayacak bir biçimde diğer yazıların arasına yerleştirilebilmesini sağlaması açısından önem taşıyor. Bacon tarafından "bilateral" yani "iki harfli" olarak adlandırılan alfabede yalnızca iki değişik sembol kullanılıyor, ancak bu sembollerin sıralanmasındaki değişikliklerle şifreleme yapılıyor.Bacon 1605 yılında öğrenmenin gelişmesi üzerine yazdığı "Advancement of Learning" adlı kitabında bilateral şifre hakkında bazı ipucu bilgiler vermiş ancak daha sonra bu kitabın 1623 yılında Latince versiyonunu yazana kadar bu konuda bir açıklama yapmamış. Bacon'a göre iyi bir şifreleme yöteminin aşağıdaki özellikleri taşıması gerekiyor:

1. Yazılması güç olmamalı,
2. İstenmeyen kişiler tarafından çözülmesi güç olmalı
3. Şüphe uyandırmamalı

Bacon önerdiği yöntemde bu şartları oldukça yerine getiriyor. Yöntemin çok karmaşık çeşitlerinin bulunmasına karşın, bunu basitçe açıklayacak olursak, Bacon o günkü ingiliz alfabesinde bulunan 24 harfi göz önüne alarak, her bir harf için 5 uzunlugunda yalnızca iki çeşit sembol içeren diziler kullanmış. Bu semboller örneğin Morse alfabesindeki gibi nokta ve çizgilerden, veya bilgisayarcıların alışkın olduğu şekilde 0 ve 1'lerden oluşabilir. Bu yöntemi Türk alfabesine uygulayacak olursak, normal alfabedeki harfler ve kelimeler arası boşluk için aşağıdaki 0 ve 1 dizilerini kullanarak şifreli mesajlar hazırlayabiliriz:

A:00000
B:00001
C:00010
Ç:00011
D:00100
E:00101
F:00110
G:00111
Ğ: 01000
H:01001
I :01010
İ :01011
J :01100
K: 01101
L:01110
M:01111
N:10000
O :10001
Ö: 10010
P:10011
R:10100
S:10101
Ş: 10110
T: 10111
U:11000
Ü:11001
V:11010
Y: 11011
Z: 11100

Aslında yukarıda önerilen alfabedeki karşılıklar, bu gün bilgisayarlarda kullanılan ASCII kodları ile büyük bir paralellik gösteriyor. ASCII kodlarında, büyük harf, küçük harf, sayı ve diğer semboleri de temsil etmek üzere 8 bit yani 8 uzunluklaki 0,1 dizinleri kullanılıyor.

Şimdi yukarıdaki alfabeyi kullanarak herhangi bir kelimeyi örneğin BACON kelimesini 00001 00000 00010 10001 10000 olarak kodlayabiliriz. Ancak Bacon'un yöntemi bununla bitmiyor. Şifreli mesajın şüphe uyandırmaması için başka bir yazı metinin içerisine yerleştirilmesi gerekiyor. Şifreli mesaj diğer metinin içerisine yerleştirilirken 0'lar için bir çeşit yazı stili, 1'ler içinse başka bir yazı stili kullanılıyor. Örneğin bu cümlenin baş tarafında, 0 için normal harfler, 1 içinse koyu harfler kullanılarak BACON kelimesine karşılık gelen yukarıdaki dizin kodlanmıştır. Eğer harfleri beşli gruplara ayırarak bunun nasıl yapıldığı kolaylıkla anlayabiliriz: "Örneğ inbuc ümlen inbaş taraf"

Elizabeth döneminde baskı teknikleri oldukça ilkeldi. Basılacak yazılar, kurşundan dökülen harf kalıplarının yanyana dizlmesiyle hazırlanıyor ancak kalıplardaki döküm bozuklukları, mürekkep kururken ortaya çıkan düzensizlikler, kağıt yüzeyindeki pütürler, sonuçta basılan yazıdaki harflerin aynı düzgünlükte olmasını önlüyordu. Hatta birkaç çeşit yazı karekterinin aynı düz yazıda rasgele kullanılması pek de alışılmadık bir durum değildi.

O dönemde yazılan yazılar, bu gün şifre meraklıları için zengin bir kaynak oluşturuyor. Bu konudaki önemli ilk adım 1900lü yıllara doğru gelirken, Shakespeare'in oyunlarındaki gizli mesajları yakalamak üzere Minnesota'dan Ignatius Donnelly isminde bir politikacı tarafından atılmış. Yine aynı zamanlarda Michiganlı öğretmen Elizabeth Gallup tarafından önemli gelişmeler kaydedilmiş. Gallup sadece Shakespere'nin değil Marlowe, Spenser, Burton gibi diğer yazarların kitaplarında benzer şekilde gizli mesajlar bulmuş. Bu gün Shakespeare'in yanı sıra bu yazarların eserlerinin de Bacon tarafından yazıldığını iddia edenler bulunuyor.

Gallup tarafından çözülen şifreler arasında "Kraliçe Elizabeth benim gerçek annemdir ve kurallara göre ben tahtın varisiyim. Benim kitaplarımdaki şifreli hikayeleri bulun. Bunların her biri açıkça söylendiğinde benim hayatıma son verilmesine sebep olacak büyük sırlardır." mesajı bulunuyor. Ancak çözülen diğer şifreli mesajlar, Elizabeth dönemi saray yaşamını açık saçık bir dille anlatan detaylardan öteye pek gidememiş.

Her ne kadar Shakespeare'in kitaplarında gizli, önemli bir sır bulunamadıysa da, bu şifreleri çözmek üzere yapılan çalışmalar bu gün kriptoloji diye adlandırılan ve önemli bir uygulama sahası bulunan bilim dalının ortaya çıkmasını sağladı.

Bu yazının önceki hali Çağrı, Ocak 1993, Vol 37, No. 398, s.4'de yayınlanmıştır.