|
Dün akşam
19:30'daki konser'e gitmek için yediye beş kala ofisten çıkabildim, ofis
Altunizade'de ve hemen 1. Boğaz Köprüsü yoluna hızla girdim. Beylerbeyi
ayağına gelmiştim ki durmak zorunda kaldım, çünkü sürpriizzz trafik durmuştu
! Hay bin kunduz. Konsere gideceğiz ya, tabii ki durmalı trafik. Halbuki
son günlerde hiç takılmadan köprüyü geçebiliyordum. Konsere yetişilecekya
trafik inadına ağır ! Bu ikisi çok uyumlu bir ikili - hep beraberdirler.
Oradan bazı arabaların döndüğünü görünce, ikinci köprüye gitmeye karar
verdim ve döndüm. İkinci köprüye giden yolu buldum ve fakat dönüşleri
tabii ki kaçırdım, epeyce kilometre yaptıktan sonra nihayet doğru yola
girebildim ve saat yedi yirmi. Arkadaşlara telefon ettim, yolu sordum
..vs. Konser salonuna vardığımda yedi kırkbeşti ve beni beklemişti Dee
Dee Bridgewater sahneye çıkmak için.
Salona
girdim, kapılar kapandı ve perde ! Mutlu son.
Önce
orkestrası geldi, sonra da kendisi. Siyah bir gece elbisesi vardı üzerinde
ve kıvırcık saçlarını çok güzel toplatmıştı; tam tepesinden bağlatmıştı,
uçları da dağılmıştı, ama çok hoştu. Çok güzel bir kadın bence. Sahneye
ilk adımlarını atarken ve selamlamasında bütün ustalığını sergiledi.
Hemen
bir iki parça söyledi ısınma turu için ve sonra başladı esprilere, seksi
pozlara - ama bütünüyle estetik seksi sözlere - hepsi düzeyli ve hepsi
şarkılarla bağlantılı. "Oooov This Song Is
Like A Creaammm of A Coffee.." gibi şeyler.. Fransa'da yaşadığı
için aksanlı İngilizce konuştu. Ella taklitleri yaptı, "Shanny"yi
Brooklyn aksanıyla anlattı. Opera ve caz tınıları arasında gezinerek zarif
taklitler, mimikler sergiledi. Seyircilerden seslenenler olduğunda hoş
cevaplar verdi .. Tam bir sahne sanatçısı, çok da matrak bir kadın, çok
çok çok başarılı bir şarkıcı, tam 2 saat sahnede kaldı ve sesinde en ufak
bir detonasyon oluşmadan, en yüksek perdelerden en tizlere kadar son derece
ustalıkla ve kendisine özgü yorumlarıyla şarkılar söyledi. Çok çok çok
keyif aldım.
Orkestrasını
ayrıca takdir etmek gerekli, başarılı ve uyumlu bir orkestrası vardı.
Sonuçta güzel bir zaman geçirdim. İyi ki buradayım dedim, ulaşımdaki küçük
macerelarıma ve aksiliklere rağmen ..
Sadece
Kurt Weill'dan söylemedi, Ella'dan 2 parça, bir iki Bilbao (Baskl tarzı
- hatırlarsınız Mine Saulnier Bilbao'dan yazardı Cumhuriyet Gazetesi'nde)
şarkısı ve .. daha fazlasını yazamayacağım, bir sürü güzel şarkı dinledik.
10 puan, 10 puan, 10 puan !
Ardından,
İş Sanat'ın - konser oradaydı - köşesinde Mirror diye yeni bir bar-restaurant
açılmış, oraya yemeğe gittik. O aç halimizle masamıza oturabilmek için
on otuza kadar barda bekledik ve Fashion TV'de güzelleri izledik.
Ve saat
onbir gibi nihayet güzel yemeklerimize kavuşmuştuk: Şaraplı sosta bekletilmiş
parmesan peynirli tavuk eti inanılmaz derecede lezzetliydi ve kırmızı
şarap.
Gece
yarısı gibi eve geliş ve huşu içinde uyuyuş ..
İşte
böyle ..
Dee
Dee Bridgewater
Dee Dee
Bridgewater Memphis, Tennessee'de 27 Mayıs 1950'de doğdu. Matthew Garrett
olarak tanınan trompet sanatçısı babası ona Denise Grant ismini vermişti.
Çok genç yaşlarda caz müziği ile tanışan Dee Dee'nin annesine göre o konuşmadan
önce scatt yapmaya çoktan başlamıştı .. Manassas High School'da öğretmenlik
de yapan babasının Booker Little, George Coleman, Charles Lloyd gibi pek
çok ünlü öğrencisi olmuştu ve Matthew Garrett trompetiyle Ella Fitzgerald,
Miles Davis, Cannonball Adderley gibi diğer pek çok ünlüye de eşlik ediyordu.
Dee Dee'nin şarkı
söyleme kariyeri Clinton, Michigan caz kulüplerinde başladı. Henüz 16
yaşındayken rock ve r/b çalan bir vocal trionun üyesi olmuştu bile. Bu
aynı zamanda Motown Records'un da başlangıç yıllarıydı. Fakat Dee Dee
o yıllarda daha çok bir pop şarkıcısı olarak biliniyordu. Motown, Steve
Wonder'da da olduğu gibi, bu yetenekli şarkıcının sözleşmelere imza atabilecek
yaşa gelmesi için 2 yıl beklemek zorunda kaldı. Bu iki yıllık bekleyiş
Dee Dee'nin pop şarkıcısı olma hayallerinin de sonu oldu ve caz söylemeye
başladı.
18 Yaşında Michigan
State University'ye kaydoldu ve saksafon sanatçısı Andy Courtridge'in
grubuna katıldı. 1969'da University of Illinois'a geçti ve üniversitenin
caz orkestrasının yöneticisi John Garvey'in dikkatini çekti. 1970'de o
da babası gibi bir trompet sanatçısı olan Cecil Bridgewater ile tanışarak
aynı yıl içinde evlendi ve New York'a yerleşti. Eşi o yıllarda Horace
Silver's Band ile çalıyordu. Böylece Dee Dee hayallerini süsleyen Horace
Silver şarkılarını söyleme fırsatını da bulacaktı. Bu şarkılardan "Song
For My Father"ı zaten 15 yaşındayken söylemeye başlamıştı.
Ancak Horace Silver Dee Dee'nin henüz şarkılarını söylemek için hazır
olmadığını düşünüyordu ..
1971 Dee Dee'nin ünlü
olmaya başladığı yıl oldu ve 4 yıl şarkı söyleyeceği Thad-Jones-Mel Lewis
Orchestra'ya katıldı. Dee Dee bu yıllarda Dizzy Gillespie, Sonny Rollins,
Dexter Gordon ve Max Roach'la da çalışma şansını yakalamıştı. 1974'de
The Wiz müzikalindeki Glinda rolü ile Tony
Ödülü'nü aldı. Aynı yıl Atlantic Records'a bağlı olarak gitar sanatçısı
Melvin "Wah Wah" Ragin, David T. Walker ve davulcu Ed Green
ile ilk uzun çalarını piyasaya çıkarttı. Bunu 1978'de Elektra'dan çıkartacağı
Just Family albümü izleyecekti.
1984'de rol aldığı
Sophisticated Ladies müzikali ile Fransa'ya
turneye gitti ve çok iyi eleştiriler aldı. Bu turne onun Fransa'da yerleşmesine
neden olacaktı. Fransa'ya yerleşmesinin diğer bir nedeni de, kendisine
yeterince değer verilmediğini düşündüğü Amerika'dan fazlasıyla sıkılmış
olmasıydı.
1986'da Lady
Day gösterisinde Billie Holliday rolüne çıktı ve 1987'de Fransa'daki
ilk albümünü yayınladı: Live. Albüm Fransa'da
büyük beğeni topladı. 1991'de Archie Shepp ile Black
Ballad'da yer aldı ve ikinci konser albümü olan Montreux'yü
yayınladı. Bu albümü dinleyen Horace Silver artık kendi şarkıları için
Dee Dee'nin zamanın geldiğini anlamıştı. Albüm 1994'de Love
and Peace: A Tribute to Horace Silver adıyla çıktı. 1997'de ise
Ella Fitzgerald albümü ile Dee Dee dünya
çapında tanınacak ve 2 Grammy Ödülü birden kazanacaktı.
Dee Dee son albümünde
ülkemizdeki konserinde de seslendirdiği Kurt Weill şarkılarına yer verdi.
|