ebruli fonda maçahela şarkıları : kevser ruhi  : 01012008  
 

 

Yükseklerde yaşamak tuhaf bir alçakgönüllülük katar insana. Zirveye yaklaştıkça insanoğlu kibrinden, gururundan arınır…Gönüllü bir baş eğiş, yakada ikinci kimlik gibi taşınır. Doğayla uzlaşma yollarını aramak, karşındakinin büyüklüğünü baştan kabullenmektir,  yenilgiyi içine sindirmektir biraz da. Bulutlarda gezinebilme özgürlüğü bir şımarıklık katacakken insana; doğanın kudreti devreye girer, gücünü anımsatıverir. Toprağa, dağa, taşa, ağaca, kurda, kuşa biat edilir sonra. Tam o sıra işte, bir yerlerde içten içe tütmeye başlayan isyan ateşi rahat bırakmaz adamı. İnsanın insanlığını besleyen, yüreğini büyüten isyanın ateşidir bu. İsyanın bu çeşidi üretkenliğe yol açar.  Güzel bir isyandır bu.

 Başı dumandan görünmeyen dağlar sığar genişleyen yüreğinize, deli deli akan billur suların sesi ve pırıltısı sığar, gövdesini saramadığınız büyüklükte ağaçların dalları, yemyeşil yaprakları sığar. Yeni doğmuş buzağının boynuna asılan küçük çıngırağın incecik şıngırtısı da sığar… Dağların, kurdun kuşun, börtü böceğin dilinden anlamaya başladığınızda birçok dili birden öğrenmiş olursunuz. Çok dilli, çok kültürlü ve çok renkli bir yaşam rehberinizdir. Hayatın her alanına yansıyan çokseslilik, türkülerde en güzel halini bulur ve Maçahela Şarkıları  duyulur uzaktan uzaktan.

 Artvin’in Borçka ilçesine bağlı eski adıyla Macahel, yeni adıyla Camili’den söz etmek istiyorum. Macahel’de yaşayan, yılın altı ayında kar yüzünden dünyayla bağlantısı kesilen ve inanılması güç hayatlarını olur olmaz sızlanmalara yer vermeden sürdüren güzel insanlardan söz etmek istiyorum. O güzel insanların çoksesli güzel türkülerinden söz etmek istiyorum.

 Macahel, on sekiz köyün bulunduğu bir vadi. Sınırlar resmi olarak belirlenirken referandum sonucunda (1921), köylerin altısı Türkiye tarafında, on ikisi karşı tarafta (o zamanki Sovyetler Birliği’nde)  kalmış. Sınır boylarında yaşanan tüm sıkıntılar burada da yaşanmış uzunca süre. Sınır, kardeşleri, akrabaları, arkadaşları birbirinden ayırmakla kalmamış, orada yaşayanların hayatlarında o güne dek görmedikleri garip yasakları da getirmiş beraberinde. Sınırın öbür tarafında herhangi bir yeri parmakla göstermek suç sayıldığından oralara gönül gözüyle bakmayı öğrenmişler; yükseklerden geçen uçağa “Kardeşime selam götür, olur mu?” diye seslenmişler. Karşı tarlada çalışan akrabasına haber ulaştırmak isteyen Macahelli, yanık türkülerde bulmuş çareyi, öyle havaya söyler gibi sanki. Adrese teslim türkülere yanıt da “karşıdan” türküyle gelmiş doğal olarak…

 Macahel bir yöre adı olmanın ötesinde bir kültür bir yaşam biçimi aslında. Doğa son derece cömert davrandığı bu yörede acımasızlığını da en uç noktasına kadar göstermiş, yöre insanına verdiği nimetlerin bedelini ödetmekten geri kalmamış. Ama Macahel’de yaşayanlar her durumda mutlaka bir çıkış yolu bulmak konusunda son derece ustalaşmışlar. Yalnızca yüksek dağ köylerinde yaşayanların karşılaşabileceği zorluklara, yine elbirliğiyle karşı koymayı öğrenmişler. Bu da doğal olarak insanın hayatla, kendiyle, çevresiyle barışık olması sonucunu getirmiştir. Macahel’de yaşıyorsanız kimseye küsemezsiniz örneğin... Herkesle ve her şeyle uzlaşmak her türlü çözümsüzlükte orta yol bulmak zorundasınız. Size dayatılan nasıl bir güçlük olursa olsun, üstesinden gelme becerisini de göstermek zorundasınızdır. Karakterinizi belirleyen buranın coğrafyasıdır biraz da...

  Bulduğunuz çıkış yolu, belki dostlarına akıl almaz şakalar yaparak zor koşullarda beraber gülebilmenin, dayanışmanın, birlikte yaşamanın en uç ama en sevimli örneklerini göstermek; belki de dünyayla bağlantının kesildiği kış günlerinde bir başkaldırı olarak o bembeyaz doruklardan korkmadığınızı haykırabilmektir. O dağların sesini duyduğunuzu, dahası dağların dilinden anlayabildiğinizi göstermektir. Siz kolayı seçenlerden değilsiniz çünkü. Sizi Macehel büyülemiştir bir kere. Ne kadar zorlu bir sevdaya düştüğünüzü anladığınızda da artık çok geç olmuştur. Ne yapsanız boşuna, bu aşk bitmeyecektir. Hoş; bitmesini de istemezsiniz zaten. Yolunuzun engebeli, zor ve güçlüklerle dolu olduğunu çok iyi bilirsiniz. Bu da sizi hayata karşı daha güçlü ve dayanıklı kılar. Direnciniz bilenmiştir. Keskindir. Kınında duran kılıç gibi, gerektiğinde çıkarılmak üzere yüreğinizde umut olarak, bileğinizde güç olarak, bir yerlerde saklıdır.  

 Böyle bir coğrafyada yaşıyor olmak, her alanda işbirliğini ve dayanışmayı zorunlu kılıyor demiştik. Örneğin, kışın hastalanan olursa, hasta kızakla, elli-altmış kişilik grup eşliğinde yayan olarak önce dağ yollarından Gürcistan tarafına indiriliyor, iki ülke (Gürcistan ve Türkiye) arasında arasındaki özel protokole uygun olarak sınırdan geçirilip Türkiye’de hastaneye götürülebiliyor.

 Köylere elektriğin getirilmesi ise filmlerde görülebilecek türde olmuş Macahel’de örneğin. Köylüler, hiç bir aracın çıkartamayacağı yüzlerce kiloluk trafoyu ve elektrik direklerini imece usulü, insan gücüyle ve şarkılar eşliğinde kuş gibi uçuruvermişler dağın tepesine.  İşte bunun gibi toplumsal olaylarda, tarlada çalışırken ya da düğünlerde geleneksel olarak söylenegelen Çoksesli Maçahela Şarkıları, Macahel’de  dayanışmanın güçlü sesidir bir bakıma. Doğaya diklenmenin, dağlara kafa tutmanın da en barışcıl yolu.

 Camili (Hertvisi), Düzenli (Zedvake), Kayalar (Kvabistavi), Efeler (Eprati), Uğur (Akria) ve Maral (Mindieti)  isimli altı köyün yer aldığı Macahel yöresi “saklı cennet, doğa harikası, her mevsimi ayrı güzellikte vadi” gibi ve buna benzer basmakalıp sözlerle anlatılınca, belki doğru bir betimleme yapılmış oluyor ama bir bütünü ele alma söz konusuysa eksik kalan çok şey oluyor. Macahel kendi kültürünü yaratmış, onu yıllarca korumayı başarabilmiş ender bölgelerimizden biri. Ve türküler… Üç yüz yıllık bir geleneğin günümüze ulanması, çok sesli söylenen Macahel Türküleri… Ya da Maçahela Şarkıları… Geleneksel Çoksesli Gürcü Halk Müziğinin, artık Gürcistan’da bile unutulmuş örnekleri. Bunlar da o bölgenin gizli güzelliklerinden biriydi birkaç yıl öncesine kadar.

 Şimdi ise yaşları 48-85 arasında değişen Maçahela Topluluğu üyeleri, UNRSCO’nun Mayıs 2001’de “İnsanlığın Sözlü ve Manevi Mirasının Başyapıtı” olarak ilan ettiği çok sesli Gürcü halk şarkılarını geçmişten geleceğe taşımanın gururunu yaşıyor. Topluluk Ahmet Kös (84), Nevzat Mevlüt Ertürk (77), Kazım Balcı (72), İsmail Ertürk (66),  Hamdi Ertürk (56), Muhammet Balcı (58), Cemal Karadeniz (56) ve Muhittin Gökdemir (45)’den oluşuyor. Yıllardır düğünlerde, imecelerde, tarla ve bahçelerde Macahelliler  tarafından söylenen gürcüce çoksesli halk şarkıları artık yurtiçinde ve yurtdışında tanınıyor. Şarkıları icra edenlerin sayısı daha fazla olmakla birlikte, bölgenin zorlu coğrafi koşullarında  ve diğer kısıtlı olanaklarla ancak bu topluluk oluşturulabilmiş.

 Şarkıları bilenlerin bir araya getirilmesi, şarkıların saptanması, notaya aktarılması, albüm haline getirilmesi sürecinin tamamlanmasıyla Maçahela Şarkıları önemli bir kültürel miras olarak geleceğe kalabilecek artık…

 Yaşadığımız topraklarda keşfedilmeyi bekleyen daha nice güzelliklerin bulunduğunu düşünmek heyecan verici. Tarih boyunca bir çok uygarlığa kucak açmış Anadolu’ya en çok yakışan renk ebrulidir olsa olsa. Bu ebruli fonda Maçahela Şarkılarını dinlemeye davet ediyorum herkesi, ünlü Fransız yazar Antoine de Saint Exupery’nin  sözünü anımsayarak: “İnsanların üzerine bir gürcü şarkısı gibi yağmak gerek”

 Şemsiyelerinizi açmayın! Bazen ıslanmak da güzeldir.