bir
londra akşamında
Bu hüzündaş Londra
akşamında
Bir sensin düşündüğüm
Bir de yoksul, kederli ülkem
Bu hüzündaş Londra
akşamında
Bir hıçkırık boğazım düğüm düğüm
Ağlayacağım ama henüz erken
Bu hüzündaş Londra
akşamında
Neye baksam bir yalnızlık gördüğüm
Yüreğimi bir şıre gömerken
Bu hüzündaş Londra
akşamında,
Ağlıyorum usul usul kederden...
Temmuz `97, Londra
çocuklar
olamasaydı ...
Çocuklar
olmasaydı
Böylesine sevmezdim yaşamı
Böylesine umutlanmazdım
Böylesine sevinç sarmazdı yüreğimi
Böylesine dayanmazdım acıya
Böylesine şırler yazmazdım...
çocuklar olmasaydı,
Analar bu kadar güzel olmazdı...
1993, Gaziantep
çocukluk
mevsimi
Çocukluk mevsimi
ne çabuk geçti,
Hayaller güzeldi, düşler güzeldi...
Annelerin yüzü daha güleçti,
Baharlar güzeldi, kışlar güzeldi...
Bulutlar üstüne
ne düşler kurdum,
Sapanla devleri gözünden vurdum,
Gece Kaf Dağı’na çıkıp oturdum,
Zümrüt Anka denen kuşlar güzeldi...
Bir çağı yürürdüm
iki adımla,
Kişnerdi dal atım bağladığımda,
Kaybolan bilyeme ağladığımda,
Gözümden süzülen yaşlar güzeldi...
Eylül 1989, Gaziantep
düş
örten
Salınır şırim uykuda
Yanar diri imgelerim
Yüreğim mürekkep lekesi
Damıtır acıyı güzellerim
Hüznümü kanatır
bir dize
Süzülüp içinden dizelerin
Gezerim bir bir sözcükleri
Yüzümü Nil’e dökerim
Benim uslu çocuk
yanım
Söyle nerde yitik gemin
Kıyı belledin göğü hep
Denizini görmediğin...
26 Aralık 2000
Enfield ısland Village, Londra, Ingiltere
ezgisi
mavi
Usul usul açıyorsun
içimde
düş ırmağı bir göğü güzelliyorsun
bir ezgi düşürüyorsun mavi
kanatlanıp güzü elliyorsun
Usul usul açıyorsun
içimde
uzun bir zamanı demliyorsun
yokluktan geliyorsun hünerli
bir ömrü yeniden deniyorsun
Usul usul açıyorsun
içimde
sözcük sözcük çoğalıyorsun
bir imge oluyorsun bu şırde
dokunduğum an kanıyorsun
18 Ağustos 2003,
Londra, Ingiltere
filler
kitap okumaz şiir yazar!..
Harflerin gövdesinden
kan mı sızar
ürkütülmüş sözcükler nereye kaçar
Nasıl taşır zaman bunca yalanı
şiir mi bu yazılan; neden, fakat;
Filler kitap okumaz şiir yazar!..
Kasım 2002, Londra,
Ingiltere
güzelleme
Uyku, ölümün meleğidir;
şır, şairlerin dileği...
Zaman, tanrıların eleğidir;
Barış, çocukların yüreği...
Aşk, canın ipeğidir;
Umut, hüznün bebeği...
Insan insan emeğidir;
ölüm, yaşam gereği...
10 Temmuz 2000,
Hucknall-Nottinghamshire, Ingiltere
ölüm
işler mi sanata!..
Yaşanmış bir çocukluktan
Seni çıkarsam ne kalır:
Yaşanmamış bir çocukluk,
Odundan bir adam kalır...
Bu duygulu şair
olmaz,
Bu yazdığım şır olmaz...
Bize tuttuğun aynada
Gösterdiğin sihir olmaz...
Yüreğim hüzünden
ada,
Insan bir düştür uykuda...
Elbet senin de payın var,
Beni ben eden mayada...
Ey usta ey büyük
usta
Kalemim, yüreğim yasta
Yüzün şırin de yüzüydü
Yüreğin ki yeryüzüydü...
ölümmüş ah ne ki
usta
Hem senden kalan ne varsa
Yaşayacak inadına
ölüm işler mi sanata! ..
Bıraktığın gülümseme
Gün günden daha bir ışır
Ta burdan yazdığım şır
Bak ardın sıra yetişir...
7 Temmuz 2000,
Hucknall-Nottinghamshire, Ingiltere
şiirsu
Yüreğimde damla
damla biriken su;
Bir nehir oldu şimdi, adı: şiirrsu!..
3 Eylül 2003,
Chase Farm Hospital,
Londra, Ingiltere
en güzeli şiirlerin
Sözcükler değil
ama
O'nu bana bir ana
doğurdu
En güzeli şiirlerin
Canım kızım şiirsu!
ışığı düşüncemin
H
..o .................
....ş. ............
......g........
.
........e ....n
..........l.. i
...........d
Eylül 2003, Londra,
Ingiltere
şiir sonsuzluğu...
Zamanların ötesinde
bir zaman
düşleri zamana
zamanı şıre kuruyorum
şır sonsuz ey ozan
yazamazsın!..
Yazılmayanın şırini
yazmalı
yıldızlar ayakta
yapraklar uykudayken daha...
şıri zamana
zamanı rüyaya sığdıramazsın
şır sonsuz ey ozan
bir fındık kabuğunda
gökyüzü düşün
Gökyüzünü tutamazsın!..
Kasım 1991, Gaziantep
sen elmasını yedin!..
Sen elmasını yedin
Göğün kuşları hatırlamıyor seni
Unuttun yüzünü sildin rengini
Sesine ihanet ettin
Sen elmasını yedin
Göğün kuşları hatırlamıyor seni...
14 Ağustos 2001,
Hucknall-Nottinghamshire, Ingiltere
uzaktan
. . .
Bir insan nasıl
sever
Nasıl sever uzaktan...
Bir insan nasıl
güler
Nasıl güler uzaktan...
Bir insan nasıl
gider
Nasıl gider uzaktan...
Bir insan nasıl
bekler
Nasıl bekler uzaktan...
Bir insan nasıl
ölür
Nasıl ölür uzaktan...
24 Nisan 1993, Gaziantep
yunus gibi
Aşk oduyla yanabilsem,
Kevser ile yunabilsem,
Canı bir Hakk'a adayan
Yunus gibi olabilsem...
Gönül haddini aşmayan,
Doğru yolundan şaşmayan,
Eğri yolu dolaşmayan
Yunus gibi olabilsem...
Gönül gözü ile gören,
Tezgâhta sevgiyi ören,
Canını hak yolda veren
Yunus gibi olabilsem...
1990, Gaziantep