koparıp da yüreğinin pırpırlarından
katlayıp cebine koyduğun körkütük birkaç dize
bir de düştü mü önüne
oyununa gelirdin gece yarılarının
şu sendeki sevda
uzak dağ köylerinden buralara taşıdığın
yitik kuşların ikincil düşleri
boşuna yer arardı kendine
sen hep o kadınlara giderdin
sözlerin gözlerle söylendiği kaldırımlarda
çoktan kim vurduya gitmiş
o kadınlara
yırtık bir merhaba
ağzının karanlığından saçılırken ortalara
duyan bile olmazdı seni
umudun yangın yeri odalarda
bir de koğuş arkadaşların
içlerinde aykırı rüzgarlar esen
jilet bakışlı üç beş serseri
hatırlar mısın
abanıp abanıp da
ranzalara
kapanın elinde kalıyordu ipleri
biri inmeden daha
öbürü kalkıyordu perdelerin
bir başladı mı vurmaya
kötü vururdu bu İstanbul
sen nerden bilecektin
olmadı işte
yağamadın bir türlü
şöyle doyasıya
kendi bulutlarından
yanlış bir köşesine koymuşlardı seni
oyununa geldin yaşamın
Varlık
Dergisi, Ağustos, 2001
sayfanın
başlangıcına dön
| bana
yalnız kuşları ve çocukları bırakın |
sen susunca
askıya alır birileri
senin yerine
senin düşlerini
dinle bak
o sen değilsin ki
onlar yine
soluk soluğa senin içinde
denizine varmadan
yorulup dönen sular
birden kayboluyorsa
solgun çizgilerinde yüzünün
birkaç kulaç daha kayar
senden öteye zaman
tam inecekken
sarılıp iplerine usancın
çözülür birer birer
dilinin ucundaki sözler
gidin dersin
hepiniz gidin
bana yalnız kuşları
ve çocukları bırakın
sayfanın başlangıcına dön
benim güzel olduğum yerlerde
siz hiç olmadınız
gölgemdi o
değip gecen gözlerinize
soluklarımla taşıdım hep
sancısını sokakların
ondandır dağbaşlarına
o tavşansı
o rüzgar kaçışlarım
bir gemi ellerimi getirir
bir fırtına saçlarımı uzaklardan
bu ben böyle olur muydum hiç
hep sizinle olsam
ondandır dağbaşlarına
o tavşansı
o rüzgar kaçışlarım
bir gün sizi tutup buralara getirsem
diner mi bilmem
sancısı sokakların
ama yok
sizin güzel olduğunuz yerlerde
ben hiç olmayacağım
sayfanın
başlangıcına dön
bilsem
gelir
en güzel gemilerle sularında kalırdım |
yüklenip
o nedensiz savaşlardan
arta kalan korkuları
bilsem
gelir en güzel gemilerle
sularında kalırdım
yıldızlar yenik düşüp geceye
kısmışlardı ışıklarını
ama olsun
seni çoğaltmak vardı
bir göz ucuyla kıvılcımlardan
bir gece
gizlice sularından geçmiştim
nice bozgunlar oluyordu
kanlı savaşlar yangınlar
bilsem
gelir en güzel gemilerle
sularında kalırdım
ötelerde şölenler vardı
yetişemem sanıyordum
sayfanın
başlangıcına dön
sonu gelmez bir kahkaha
devrilir düşer
ıssız odalara
gitgide azalır
adımlarım aranızdan
kollarımı sel sularına eklersiniz
kimbilir nerelere dökülen
ya da
deli bir tabanca
gelir gelir de kurulur
hiç olmadık yerlerine gecenin
hep o yüzü annemin
usulca uzanır düşlerinden
pırıl pırıl güller takılır gider gözyaşlarına
kimbilir nerelere dökülen
sayfanın
başlangıcına dön
şu sen
içinde darağaçları büyüten
dayayıp camlara başını
şimdi ağlarsın
bilmez miyim
üstünde ay dolanır gecenin
az sonra sıyrılır çıkar kınından
o vurdumduymaz kent
ve içinde
seni terkeden çocuk
ardarda yangınlar başlar
içinin fırdönen aynalarında
her kareden fırlar bakışları
yumsan gözlerini o
açsan o
siz ki
yaylım ateşinden çıkmış
ne sevdalar yaşadınız
hiç de melez bir aydınlık değildi
bölüştüğünüz
bilinmezlere açılan o anafor
şimdi neden zorluyor sınırlarını
düşgücünün
şu sen
beti benzi kül
uçursan mı pencerelerden
hep ona sakladığın kendini
yoksa
sarsak bir hançerin ucunda
gidip gidip gelsen mi
kendi çıkmaz sokaklarında
sayfanın
başlangıcına dön
tartılır söz
terazisinde gözlerinin
ne zamandır
değiş tokuş bakışlarımız
bir kuş ucumu
gider geliriz
ben sana sen bana
o dudak senin
bu dudak benim
biz aslında
birer sustalıyızdır seninle
ha çıktı ha çıkacak
kınından
dokununca
o kuğu yağması
o görkemli panayır
başlar teninde
yorgunsam
bil ki yokluğundandır
indiğimse
kuytu sokaklarıdır
iç çekişlerinin
buyruğuna girerim
ellerini çırpan bir çocuğun
gülüşlerine eklenirim
sen yoksan
sayfanın
başlangıcına dön
silme pus
ve buzul
besbelli üşüyorsun
hiç susmuyor
penguenleri
bakışlarının
ah bir dökülsen
çözülecek
sularımda düğümlerin
duyarsın
derinlerde biryerlerde
insanın insana bölünmesidir yalnızlık
in artık iklimlerime
aşksa o
hiç korkma
nasılsa konuşur
bütün dilleri
sayfanın
başlangıcına dön
nasıl görmediniz
dilsiz bir kuştu
uçuk mavilere bulayıp
salıverdiğiniz
şimdi o
fırdönüyor
sözün sustuğu yerde
siz hiç böyle yapmazdınız
saydam olsaydı uçuşları
kanatlarınızın
sürükler miydiniz yoksa
umarsız bir şarkıyı
yangınlardan kaçırıp
çekmek için gönderlerinize
sayfanın
başlangıcına dön
siz bakmayın
ne el çekilir buralardan
ne ayak
arada serseri bir kurşun
ya da ucuz atlatılmış bir kımıltı
deler sessizliğini
en dilsiz yerinden gecenin
kim aklar karaları
kim karalar akları
hiç sormayın bana
bilemem
uçuk mavi bir yalnızlığın ortasında
çıkıp kendimden günde üç posta
koşar aynalara seslenirim
bu nasıl ben
ölumun en çok yakıştığı bu nasıl ben
siz kendi gelgitlerinizde
uyurken gecelerinizi
yüzümüzün kıvrımlarından
seğirterek geçer
o gizemli masal
ben tuncelili hamza
sen istanbullu hakan
uçuk mavi bir yalnızlığın ortasında
birer kahraman
sayfanın
başlangıcına dön
el etme öyle
aşk bu
şakaya gelmez
ben daha gözlerinin yarısındayım
sayfanın
başlangıcına dön
nerde yitirsem
hep sende buluyorum
başlangıçlarımı
sense
hiç bitmez gibi
bende oynuyorsun
tüm saklambaçlarını
sayfanın
başlangıcına dön
önce sesin geldi
aralandı kapılarım
ardında şaşkın bulutlar çıkmazı
sonunda sen
gönlü güvercinli kadın
köpüren simsiyah saçlarınla
günler boyu koşuşup durdun
içimin aykırı ırmaklarındagamzelerinde gizlediğin
o binlerce yıldızı
döküp de şimdi üstüme
söyle nereye
artık herkes
tutsun da elinden kendi şiirinin
tersinden mi girsin
ölü kelebekler sokağına
sen bende daha bitmedin ki
gönlü güvercinli kadın
Tüm şiirler şairin "Gönlü Güvercinli Kadın"
adlı şiir kitabından alınmıştır,
Varlık Cep Kitapları Yayınları, 1998
sayfanın
başlangıcına dön