bu dalıp gitmelerin bir bakışta
yaralı hava güz gibi
ne kadar severse kuş gölgeleri
toplamayı deniz
düşümü telaşlandırıp kaçırıyor keyfimi
bir kovalamacada gölgelerin ve BEN
beklesin gökyüzünün atlasında
modern hüzünlerin biriktiği
Bir aşk kentinde karşılaştık
yağmur kokuyordun
janjanlı bakmıyordun
zıt yönden gelen iki düştük
çakıştık bir balıkta
likyalı kızım ben
atların geçerken bizden
(ne zaman at sürersin?)
strauss valslerinde uykusuzluk
saati kaç gece kaç kaç vurdu
açılıyoruz uygunsuz
asl'olan aşktır incide
bu seslerin enleminde
delilik birikiyor sallamak için beni
severim ışık demetlerinden ekini
eriklere kırmızı düşse bir,
gebe kalsa incir iki,
ve üç özlüyorum seni taa o mevsimden
tinlere üşüşmesini patıların
kasımı bir kelebek yapma
zamanıdır düşmek kafkavari
bir acıya acıyarak
variler yaşamalı aşkı
bir kentin sitilleri onlar
Dökülen kelebek sesleri topladımdı
kuşu seyrek bir yağmur vardı
iki ada'ydı yüreğim
incinmiş acılara el sürdüm
yalnızlıkları yitik bitik hayat
bir tanem
vahşi doğu muti ve muhkem
1001 masallarına varacaktım ammaa
çam kokulu bir cüce yakalamaya
kaç kez büyüdüm koşarken
sen çıktındı kırk numara ayaklarınla
bu izlerin içinden
hızımla düşüp düşündüm
uzun elbiseli karenin intiharı
prova etmiş buralarda
hışır hışır bir tören
ve kuğusu hazar'ın
Sana yaklaştım çok çok çok...
bilmiyorum neredesin
buz gecem hadi
ı s ı n a l ı m
.......ısınalım
'suteni' adlı şiir kitabından
kadife sabahlıklı kadın
huysuz treninden indi
ayak izleri elinde
uçuruma soyundu
ve
böğürtlen toplayan kadın
aşk arayan yürüyüşünde
teninden sabahlıklı
ve
Bay dünyanın saçmaları
mutlu olmaya gelmişti
ve
hüzüncü
ağından örünüyor
ve hiçten bebek
hıçkırık
kozmik üzümle bübüyecek
ve
Aşkçığım
ne var ki
'papalina' adlı şiir kitabından
Görünüyor zihnimden
acımın safranı
narkozistana gittim ben
olmayan sessiz ülkeye
kar altım gıcır gıcır
resminsiz geçen üç donuk saat
kelimeler ağlamış
acıyan herşeyime
Kendime döndüm
köşebaşım
elinde sarı çiçeğin
kutup yıldızı kolyem
üşüyorum
kum şeytanı tüylerim
kanat açıp çöle
cüzi bir göç yaşıyorum
bugün unutmalı seni
yarın sevmek üzere
Bir gül dalı düşle
resminsiz geçen saatleri
bilinmezliğin acıtıyor
oradasızlığım
Bedenim hişşşt! sessiz bir ev
anıları yüklemiş
yeni bir kendime taşınıyor
penceremsiz
ateşli anılarımız üstümden
yoksa göcemem geçemem
buzlu sesi
daha yarından sonra binecekmiş
İnsan ey
az içten çok acısız
99 Kasım 9
Istanbul ey fesleğen fahişeler
Zehrisiniz hayatın!
Varlık
Dergisi, Ağustos 2000'de yayımlandı